Şiddet gören doktor: Anne, kadın ve hekim olarak üzgünüm

Tıp Fakültesi öğrencilerinin klinik uygulamada karşılaştığı sözel şiddet ve saldırganlığa mercek tutuldu. Yapılan araştırmada öğrenciler sözel şiddete sık sık maruz kaldıklarını ve stajda bazı durumlarda tehdit ve baskı hissettiklerini ifade etti Selçuk Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalından Yrd.Doç.Dr. Kemal Macit Hisar yaptığı araştırma çalışmasında tıp fakültesinde okuyan öğrencilere maruz kaldıkları sözel şiddeti ve şiddetin niteliğini belirleyen sorular sordu. 249 öğrenci ile yapılan çalışmada öğrencilerin yüzde 79.3’ü sözel şiddet gördüğünü, yüzde 56,5’i stajda kendilerini tehdit/baskı altında hissettiğini belirtti.

Klinik uygulamada öğrencilere “aşağılayıcı ve onur kırıcı konuşma, bağırma, tehdit etme, küçük düşürme, isim/lakap takma, asılsız söylentide bulunma, özgüveni zedeleyici iş yaptırma, dürüstlüğünü ve güvenirliğini sorgulamayı” en çok yaşatanlar katılımcılar tarafından öğretim üyeleri olarak belirtildi.

Bunu asistan doktor, servis hemşiresi, hasta ve hasta yakını takip etti. “Azarlama, bilgi ve malzeme saklamayı” öğrencilere en çok yaşatanlar ise hemşireler başta olmak üzere, öğretim üyesi, asistan, hasta ve hasta yakını olarak belirtildi. Hekimlerin iş ortamlarında çoğunlukla sözel şiddete maruz kaldığını gösteren çalışmaların mevcut olduğunu belirten araştırma çalışması 4-6 Tıp öğrencileri sırasıyla hastanın yakını/arkadaşı, (yüzde 36) ve öğretim üyesi (yüzde 36) ve hastadan (yüzde 20), sözel şiddet görüldüğünü ortaya çıkardı. Yapılan diğer bir çalışmada ise öğrencilerin sırasıyla; sınıf arkadaşları, hastalar, hemşireler ve doktorlardan sözel şiddet gördüğü belirtildi. Şiddet karşısında öğrencilerin yüzde 85’lik olarak büyük bit çoğunluğu hiçbir şey yapmadığını/sustuğunu belirtti. Klinik uygulamadaki öğrencilere öncelikle eğitimci/öğretim üyesi, asistan doktor ve servis hemşiresi, hasta ve hasta yakını tarafından sözel şiddet uyguladığı belirlendi.

Hekimin hekimden başka dostu da yok düşmanı da Yapılan araştırmada öğrenci beyanlarına göre, bu kişilerin öğrencilere; “aşağılayıcı ve onur kırıcı konuşma, bağırma, tehdit etme, küçük düşürme, isim/lakap takma, asılsız söylentide bulunma, özgüveni zedeleyici iş yaptırma, dürüstlüğünü ve güvenirliğini sorgulama” şeklinde sözel şiddet uyguladığı belirlendi. Araştırma çalışmasına düşülen notta ise ‘hekimin hekimden başka dostu da düşmanı da yok’sözlerini akıllara getirerek; “hekimlerin kendi meslektaşlarından daha çok şiddet gördüğünü belirten araştırmalarla benzerlik göstermektedir” denildi

Yapılan çalışmalarda şiddet karşısında “hiçbir şey yapamamanın bireyler arasında en sık kullanılan baş etme yolu olduğu belirtilen araştırmada, “öğrencilerin şiddet karşısında hiçbir şey yapmamasının nedeni ise; ne yapacağına ilişkin bilgisizlik, davranışların değişmeyeceğine ilişkin düşünce, ve klinik uygulamadan düşük not alma korkusu olabilir.” bilgisi paylaşıldı. Çalışmada ek olarak klinik ortamlarda sözel şiddet gören öğrencilerin atılganlık düzeyinin düşük olduğu belirlenirken, katılımcıların yarıya yakını çekingen olduğu saptandı.

Memur
Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?